Sinsice ilerleyen hipertansiyon, erken teşhis ve tedavi edilmediğinde böbrek, kalp, göz, damar hastalıklarına, felçlere yol açabiliyor.
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygın olarak görülen hipertansiyon (yüksek tansiyon), kalıcı sakatlık ve ölüm nedeni olan toplumsal bir sorun. Hastaların azımsanmayacak bir kısmının kan basıncı yüksekliğinin farkında olmaması, hipertansiyonun önemini artırıyor. 70 yaşın üzerinde, hipertansiyon sıklığı yüzde 30′lara çıktığı bildiriliyor. Her 5-6 erişkinden birinde, kan basıncı yüksekliği gözleniyor. Tansiyon değerlerinin düşmesi, tansiyon hastalarının yanlış inanışları, tansiyon tedavisi konusunda İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emin Pişkinpaşa’dan bilgiler aldık. Tansiyon değerlerinin değiştiğini ve hastaların birçok yanlış inanışları olduğunu söyleyen Dr. Pişkinpaşa şunları anlattı:
NEDENİ BİLİNMİYOR
Bütün hastalıklar gibi tansiyon için de halk arasında, çok yanlış inanış ve uygulamalar var. Örneğin tansiyonunu, limonla, sarımsakla ayarlama. Bunun bir ölçüsü, bir etkisi bilinmiyor. Bir araştırması yapılmamış. Ne kadar limon gerekiyor, ne kadar suyla alınmalı, kaç diş ve kaç baş sarımsak tansiyonu düşürecek bilinmiyor. Böyle yanlış uygulamalar, tansiyonun gizlice ilerlemesine ve vücuttaki hayati önem taşıyan organlara zarar vermesine yol açıyor. Hasta en son aşamada doktora baş vuruyor. Bu çok yanlış, bütün hastalıklarda önemli ama tansiyon için erken önlem almak daha da büyük önem taşıyor. Limon ve sarımsağın bir zararı yok, alabilirler, ancak tansiyon tedavisini de ihmal etmemeleri gerekiyor. Tansiyon tedavisinde amaç, tansiyonun yükselmesini beklemek değil. Burada marifet tansiyonun yükselmemesini sağlamaktadır. Oysa toplumda inanış tam tersine, tansiyon yükseldiğinde ilaç alınıyor. Oysa yükseldiğinde alınan ilaç tansiyonu düşürüyor, ama bu belli süreyi kapsıyor. Artı, tansiyonu yükseldiğinde hasta bunu kendi kriterleriyle belirliyor. İşte başım ağrıdı, gözüm kötü gürüyor diye. Tansiyon ilacı, yükseldiğinde alınıp sonra bırakılacak, yükselince tekrar alınacak gibi değildir. Tansiyon ilacı düzenli kullanılması gereken bir ilaçtır. Çünkü tansiyon hastalığı ömür boyu süren bir hastalıktır. Tansiyon hastalığının yaklaşık yüzde 90′ının nedeni bilinmiyor. Geriye yüzde 10 gibi küçük bir bölüm kalıyor. Yani nedeni saptanabilecek kısım. Buna da sekonder hipertansiyon deniliyor. Fakat bu hastalar da doktora tansiyon hastalığı ile gelmiyor. Başka hastalıklarla geliyor, bu arada o hastalığın bir parçası olarak yüksek tansiyon kendini gösteriyor.
Tansiyon tedavisi ömür boyu süren, tedavisi düzenli yapılması gereken, doktor kontrolünde olması gereken bir hastalıktır.Hiç bir şekilde tansiyonum yükselsin de öyle ilaç alayım düşüncesi olamaz. Tansiyonu bir makineye benzetirsek, borulara basınç yapıyor. Tazyik artıyor ve hayati organlara zarar veriyor. Bizim hayretle karşıladığımız, bir başka yanlış inanış da “Tansiyon ilacını almayayım, alışkanlık yapar. Oysa tansiyon ilacı alışkanlık yapan ilaçlar grubunda değildir. Tansiyon ilacını kişi, hayati gereklilik olduğu için alıyor. Alışkanlık yapan ilaçlar, yeşil reçete ve özel reçetelerle veriliyor. Bu özelliği de taşımıyor. Şıkça gördüğümüz bir yanlış da uzun yıllar tansiyonu yüksek olduğu halde, ‘benim vücudum bu tansiyona alıştı, bu tansiyon bana hiçbir rahatsızlık vermiyor’diyor. Beş sene, on sene ilaç kullanmıyor. Toplumda bizim hipertansiyonlu hastalarımızın yaklaşık yüzde 60 - 70′i böyle.
HAYATİ ORGANLARA ZARARLI
